Neden İnsanlar, Kendi Eksiklikleri ve Hataları Üzerine Düşünmek Yerine Başkalarının Hatalarını Konuşmayı Tercih Eder?

Büşra Ünal
|

İnsanların başkalarını eleştirmeye olan eğilimi, belki de sosyal varlıklar olarak doğamızın bir parçasıdır. 

Fakat bu eğilim, zaman zaman kendimizi ve kendi hatalarımızı göz ardı ederek başkalarını yargılama noktasına varabilir. 

Neden insanlar, kendi eksiklikleri ve hataları üzerine düşünmek yerine başkalarının hatalarını konuşmayı tercih eder? 

Bu sorunun cevabı, insan psikolojisinin derinliklerinde saklı olabilir.


Birincisi, başkalarını eleştirmek, kendi eksikliklerimizden dikkati başka yöne çekme yoludur. Kendi kusurlarımızla yüzleşmek yerine, başkalarının eksikliklerine odaklanmak daha az rahatsız edici olabilir. Bu, aynı zamanda bir savunma mekanizması olarak işlev görür; kendi zaaflarımızı kabul etmekten kaçınırken, başkalarının hatalarını bulmak bize geçici bir üstünlük hissi verebilir.


İkincisi, toplumsal normlar ve beklentiler, insanları sürekli olarak birbirleriyle karşılaştırmaya ve rekabet etmeye teşvik eder. Bu rekabetçi ortam, başkalarının hatalarını ve eksikliklerini bulup onları eleştirmeyi bir tür üstünlük aracı olarak kullanmamıza neden olabilir. Başkalarını eleştirerek, kendi sosyal statümüzü yükseltmeye çalışırız, belki de kendi başarılarımızdan ziyade, başkalarının başarısızlıklarına odaklanarak.


Üçüncüsü, insanlar genellikle kendi benlik algılarıyla barışık değillerdir. Kendi hakkımızda olumlu bir görüşe sahip olmak zordur, özellikle de sürekli olarak medya ve toplum tarafından dikte edilen idealize edilmiş standartlarla bombalandığımızda. Başkalarını eleştirmek, kendi benlik saygımızı dolaylı yoldan güçlendirebilir; çünkü bu, 'En azından ben o kadar kötü değilim' şeklinde bir düşünceye yol açar.


Dördüncüsü, başkalarını eleştirmek, derinlemesine bir etkileşimden kaçınmanın bir yoludur. Kendi hatalarımız ve eksikliklerimiz üzerine düşünmek, kişisel bir içsel yolculuk gerektirir ve bu yolculuk bazen acı verici olabilir. Başkalarını eleştirmek ise daha az kişisel bir etkileşim sunar ve kendi iç dünyamızla yüzleşmekten kaçınmamıza olanak tanır.


Başkalarını eleştirmek, topluluk içinde bir tür bağ kurma yöntemi olarak da işlev görebilir. 

Ortak bir 'düşman' etrafında birleşmek, insanlar arasında bir aidiyet duygusu yaratabilir. Ancak bu, sağlıklı olmayan bir topluluk duygusunun temelini oluşturur, çünkü bu birlik, başkalarına duyulan negatif duygular üzerine inşa edilmiştir.


Peki, bu döngüden nasıl çıkabiliriz? 

Kendi iç dünyamıza dönük bir yolculuk yaparak ve kendi hatalarımızı, eksikliklerimizi kabul ederek başlayabiliriz. Kendi kusurlarımızla barışık olmak, başkalarının hatalarını daha anlayışla karşılamamıza olanak tanır. Empati kurma yeteneğimizi geliştirmek, başkalarının hatalarını eleştirmek yerine onları anlamaya çalışmak, hem kendimizle hem de çevremizle daha sağlıklı bir ilişki kurmamızı sağlar.


Başkalarını eleştirmenin cazibesine kapılmak kolaydır, ancak bu, uzun vadede ne bize ne de çevremizdekilere fayda sağlar. 

Gerçek güç, kendi eksikliklerimizi kabullenmekte ve başkalarına karşı daha anlayışlı ve empatik olabilmekte yatar. 

Bu, sadece kendimiz için değil, daha anlayışlı ve destekleyici bir toplum yaratmak için de önemlidir.


http://ankaramasasi.com/makale/53191/neden-insanlar-kendi-eksiklikleri-ve-hatalari-uzerine-dusunmek-yerine-baskalarinin-hatalarini-konusmayi-tercih-eder

Yorumlar (0)